$ DOLAR → Alış: 3,55 / Satış: 3,56
€ EURO → Alış: 3,87 / Satış: 3,89

Sivil Toplum, Kamusallık ve Demokrasi Üçgeninde Sosyal Medya

Sivil Toplum, Kamusallık ve Demokrasi Üçgeninde Sosyal Medya
  • 707 kez okundu

Küreselleşme ile paralel gelişen iletişim teknolojileri beraberinde gerçekleşen medya devrimi ya da medyanın yükselişi geleneksel iletişimin önüne geçerek bugün yeni bir sosyal kimlik inşası şeklinde hayatımıza giren sosyal medya kavramını ön plana çıkarmaktadır. Sosyal medyayı basitçe tanımlayacak olursak; en yüksek derecede paylaşımın gerçekleştiği, çevrimiçi medyanın yeni bir türü olarak fırsatların sunulduğu en yeni fikirlerden biridir(Myfield: 2010).

 

Bahsettiğimiz kimlik inşasında en önemli nokta; sosyal medyanın iletişim kurmadan çok özgür, katılımcı, herkes için kolay erişilebilir olmasıdır. Sosyal kimlik inşasının beraberinde gelen olmazsa olmaz kavramlardan biri de sivil toplum kavramıdır. Bu bağlamda sosyal medya ve sivil toplum arasındaki ilişki önem araz etmektedir.  Sivil toplum için kültürel, siyasal, küresel ve hatta ekonomik bir payda olarak varsayılan sosyal medyanın sanal olduğu kadar, yeni bir demokratik kamusal alan olup olmadığı da tartışılmaktadır.

 

Sosyal medyayı sivil toplum ve demokratik kamusal alan söyleminde güçlü kılan noktalar az önce de ifade ettiğim gibi kolay erişilebilirlik ve buna ek olarak sınırları ortadan kaldırmasıdır. Bu iki anahtar ifadenin arkasını bir de sosyalleşme kavramı ile doldurmak gerekir. Bugün hayatımızın en önemli parçalarından biri haline gelen sosyal medya kanalları yeni kimliğin yanında yeni bir sosyalleşme mantığı da getirmiştir. Bu sosyalleşmeyi sağlayan paradigmalara baktığımızda ise karşımıza sürekli güncellenebilir bir ortam, kullanım çokluğu ve sosyal paylaşım olanağıyla birlikte tercih edilebilir bir mecra çıkmaktadır.

 

Mevcut sınırları ortadan kaldırmasıyla tartışmaya açılan mesele demokrasi ve kamusal alan olgusudur. Bu tartışmanın nedeni de müdahalecilikten kaynaklanmaktadır. Müdahale aracı olarak “sansür” kullanılması sosyal medyada özgürlük tartışmalarını, bu bağlamda da demokratik bir kamusal alan olup olmadığı tartışmasını beraberinde getirmektedir. Aslında söz ettiğimiz sorun denetlenebilirlik noktasında yaşanan sıkıntıları ifade etmektedir.

 

Demokrasi ve kamusallığın temelinde toplum tanımlaması yapılmaktadır. Bu tanımlamadan sivil topluma uzanacak olursak, en sade ifadeyle “örgütlü toplum” demek olan sivil toplum olgusu, toplumun bütün unsurlarını tanımayı ifade eder. Sivil toplum ve sosyal medya bağlantısı ise toplumun tüm katmanları olan farklı kültürel ve etnik unsurlar, dernekler, vakıflar, cemaatler, partiler, meslek kuruluşları, farklı jenerasyonlar ve neredeyse tüm tercih unsurlarını içinde barındırmalarıdır.

 

Sosyal medyadaki tüm kullanıcılar sivil toplumu ifade etmektedir. Kamusal alan olarak ifade ettiğimiz kavramın tarihsel ve ilkesel bazda iktidarları eleştirel olarak denetleme ve dönüştürebilme vasfı vardır. Bu vasıf günümüzde en çok sosyal medya üzerinden etkisini hissettirmektedir. Çünkü sosyal medya olgusu yazının başında da ifade etmiş olduğum gibi birçok sınırı ortadan kaldırmaktadır. Bu yönüyle sosyal medyayı mizah medyasına benzettiğimi ifade etmek isterim. Sosyal medya bugün özellikle Facebook ve Twitter gibi kanallar üzerinden tıpkı haftalık yayımlanan mizah medyası gibi keskin ve sivri dilli olabilmektedir. Mizahın da sınırlarının olmadığı genelliği üzerinden hareketle ikisinin ayrıldığı denetlenebilirlik noktasında sosyal medyanın bugün itibariyle mizaha kıyasla daha ağır eleştirilere ve müdahalelere maruz kalmasıdır. Ancak mizah medyasının da geçmişte ve bugün özellikle Türkiye’de baskıcı iktidarlardan neler çektiğini biliyoruz. Yakın geçmişte kendini tekrar eden örnekleri mevcuttur.

 

Şimdi şu soruyu sormakta fayda var. Denetim neden önemli? Denetimin olması demokrasi, özgürlük, kamusallık ve sivil toplum mantığını nasıl etkiler? Söz ettiğimiz denetim mekanizmasının sağlıklı işlemediği durumlarda sosyal medyada üretilen manipülatif söylem ve fikirlerin kamuoyu üzerinde nasıl olumsuz etkilere sebebiyet verdiği yakın zamanda ülkemizde birçok kez cereyan etti ve bugün de devam etmektedir. Tüm eleştiri, söylem ve fikirlerin bugün adeta bir nefret romantizmini körüklediği aşikârdır. Bugün Türkiye’de en çok kutuplaşma sosyal medya kanalları üzerinden gerçekleşmekte ve hızla toplum üzerinde yayılmaktadır. Bu kısa değerlendirme bir kenara dursun teorik olarak baktığımız vakit bu otoriter denetim ve sansür uygulamalarının da sosyal medyayı özellikle kamusallık ve demokrasi terimlerinden uzaklaştırdığını dile getirebiliriz.

 

Türkiye’de denetim ve sansür alanında başta internet erişimi olmak üzere çeşitli sosyal medya kanalları da erişime kapatılmış ve kapatılmaktadır. Bu site ve kanalların başında cinsellik, kumar ve ırkçılık temaları yer almaktadır. Türkiye’de 2011 Mayıs ayında interneti daha güvenli hale getirmek amacıyla devlet katalog suçları belirlenmiş olup, bu suçlar kapsamında Ulaştırma Bakanlığı site ve kanalların engellenmesine yönelik Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na(TİB) görevler vermiştir. 5651 nolu kanun kapsamında fuhuş, çocuk pornosu, kumar ve intihara teşvik gibi konularda yayın yapan 1 milyonun üzerinde sitenin erişiminin engellenmesi için emir verilmiştir. Bunlara ek olarak 2012 yılında sosyal medyanın “katalizör” etkisi yarattığı yönünde hazırlanan rapor sonrası harekete geçen Ulaştırma Bakanlığı başta Facebook ve Twitter olmak üzere sosyal medyaya “kamu güvenliğinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı” durumlarda müdahale edilmesini gündemine almıştır.

 

Sonuç olarak; demokratik ve kamusal bir alan olarak tanımlanan sosyal medyanın toplumun her kesiminden bireyleri sanal bir ortamda buluşturduğu ve iletişim düzenini baştan sona değiştirdiği açıktır. Buna karşın, sosyal medya demokrasi gereği kamusal alanın özelliklerini sansürsüzlük ve özgürlük anlamında taşımasa da, bireylerin fikir paylaşımı, tartışma ve müzakerede bulunduğu bir ortamdır. Sosyal medyada sansür olmaması durumunun savunulmasına karşın, sosyal medyanın da belli ölçülerde denetime tabi tutulması kanısını taşıyanlardanım. Belki haberleşme özgürlüğü ile bağdaşmayacak ancak yapılmayan ya da yapılamayan denetimsizlik sonucu ortaya çıkan dezenformasyonlara ve başka birçok olumsuzluğa bakıldığında bu durumun gerekli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Ancak teori üzerinden tekrar belirtmek gerekir ki, sansürün varlığı sosyal medyayı demokratik bir kamusallıktan uzaklaştırmaktadır.

Etiketler: / / / / / / / / /

Burs Başvurusu Akademik İlanlar ALES ALES Sonuçlar ALES Puan Hesaplama ALES Soruları YÖKDİL Nedir? YÖKDİL Puan Hesaplama YLSY Nedir? MEB Bursu