$ DOLAR → Alış: 3,62 / Satış: 3,63
€ EURO → Alış: 3,90 / Satış: 3,92

Kapitalizm, Küreselleşme ve Ulusal Egemenlik Sorunu

Kapitalizm, Küreselleşme ve Ulusal Egemenlik Sorunu
  • 1.093 kez okundu

Bugün, uluslararası arenada gerçekleşen birçok olay dünya ekonomik sisteminin yani hâkim kapitalist ekonomik sistemin doğurduğu olaylar olarak gözlemlenmektedir. Özellikle, yirminci yüzyılın ilk yarısından sonra ve II. Dünya savaşı sonrası, hız kazanan kapitalizm ile birlikte çok uluslu hal alan şirketler hızla büyümüşlerdir. Devasa ekonomik kuruluşlar haline gelen çok uluslu şirketler gelişmekte olan dünya pazarına da olağanüstü şekilde girmeleri, dünya ekonomisinde de söz sahibi olmalarını sağlamış gözükmektedir. Yaşanan hızla büyüme süreci, hem dünya siyasetini hem de ülkelerin ekonomi politikalarını farklılaştırmalarına yol açmıştır. Çok güçlenen ve birçok alanda üretim güçlerini elinde bulunduran dev özel teşebbüsler, ülkelerin siyasal ve ekonomik karar almalarını derinden etkileyerek, kendi çıkarları doğrultusunda özellikle de ekonomi politikalarına yön verme istekleri dikkat çekici hal almıştır. Bununla beraber kapitalist sistemin bir sonucu olarak görülen ulus-devlet yapısının bu aşamada zarar gördüğü ya da artık ulus-devlet yapılanmasının miadını doldurduğu tartışmalarının hız kazanması, küreselleşme süreci boyunca iktidarı kullanma yetkisi, ulus devletlerden çok uluslu büyük devasa özel şirketlere kayması ulusal egemenliğin aşınması problemini de beraberinde getirdiği bilinmektedir.


Küreselleşen sermayenin, ulus devlet egemenliğini aşındırma çabası ve ulus devletlerin bu harekete direnç göstermesi ulus devlet egemenliğini bir dönüşüme itmektedir. Bu dönüşüm devletlerin egemenlik yetkilerine dayanan işlevlerini yitirmesine sebep olmaktadır. Küreselleşme ve kapitalizm son yüzyılda sadece ticari- ekonomik boyutta değil kültürel, siyasal ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak da iletişim ve enformasyon teknolojilerinde de hızlı bir şekilde ilerlemekte tüm dünyayı etkisi altına almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle beraber sanayi, üretim ve telekomünikasyon araçlarının da gelişmesi, kitle iletişim araçlarının da gelişmesini sağlamıştır. Üretim güçlerini elinde bulunduran hâkim ideolojiler ile devasa büyük şirketler telekomünikasyon ve kitle iletişim araçlarını da ellerinde bulundurmaktadırlar. Yerelden kürsel hale gelen batı kültürü bu kitle iletişim araçları aracılığıyla diğer dünya ülkelerine özellikle, 3 dünya ülkelerine kültürlerini yayma (emperyalizm) araçları olarak kullanmaktadırlar.  Bu durumun sonucu olarak yerel kültürlerin gelişmesi engellenerek özellikle ABD ve AB kültürleri küresel bir hal almıştır. Bununla birlikte ekonomik monopolleşmenin yansıra kültürel monopolleşmenin de dünya üzerinde etkili olduğu görünmektedir. Bu kürselleşme süresinde kitle iletişim araçlarının merkezi önemi hiç kuşkusuz tartışılmazdır.

Globalleşme sürecinde hızla gelişen devasa ekonomik şirketler kapitalizmin dikkat çekici örneği idi. Ekonomik gelişmeler kadar dikkat çeken başka gelişmeler, iletişim ve enformasyon teknolojilerinin gelişmesi idi. Bu alanda ki teknolojik gelişmeler, ekonomik gelişmelere ivme kazandırarak teknoloji üreten şirketleri çok daha güçlü hale getirmiştir. Büyük şirketlerin devasa büyümeleri, dünya ekonomik sistemin de söz sahibi olmaları kapitalizmin sonucu olarak değerlendirilmektedir. Kıtalararası üretim yapan ve bir çok ülkede şubeleri veya faaliyetleri bulunan çok uluslu şirketler gelişen telekomünikasyon ve enformasyon araçları aracılığıyla çok daha hızlı ve entegre çalışmaları ile finansal durumların anlık aktarılması gibi faaliyetleri sağlık bir şekilde gerçekleştirmeleri, bu şirketler için telekomünikasyonun ve enformasyonun önemini merkezi hale getirmiş görünmektedir. Çok uluslu şirketlerin enformasyon teknolojisini bu denli kullanmaları ulus devletler için problem egemenliğin aşınmasını da hızlandırmaktadır. Bu durum, şirketlerin büyümesinin sonucu olarak gösterilmeye çalışılsa da, aslında çok uluslu şirketlerin karar alıcılarının bir politikası olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, diğer dünya ülkelerine özgürlük maskelerini takarak kitle iletişim araçları aracılığıyla enformasyon sağlayarak kendi politikalarını ve kültürlerini bilinçli bir şekilde benimsetme istekleri, üretilen teknoloji sayesinde diğer ülkeleri bir pazar olarak görerek kendilerine bağlı kılma istekleri, kapitalizmin en belirgin özelliklerinin başında gelmektedir. Bir başka değişle sanayi devriminin lider ülkeleri, diğer ülkeleri ekonomik olarak kendilerine bağımlı kılmaları gibi iletişim teknolojileri ve telekomünikasyon konusunda gelişmiş ülkelerde bu alanda yeterli bilgi ve birikimi olmayan yani üretimi olmayan ülkeleri kendilerine bağımlı kılmışlardır. Bu bağımlılık sadece insanların ihtiyaçları doğrultusunda değil askeri, siyasi, ticari ve kültürel alanlarda da çok çeşitli iletişim teknolojilerine ihtiyaç duyulan günümüzde,  batılı ülküler bilgiyi üretip bilgi birikimini elinde tutarken doğudaki birçok ülkeyi üretim merkezleri gibi kullanmaktadırlar.

Tüm bu gelişmeler çerçevesinde kontrol edilmesi çok zor bir sermaye birikimi karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca bugünkü kapitalizmin söz konusu etkisi ve gücü çağdaş teknolojik iletişim araçlarını elinde bulundurmasından gelmektedir. Bu tür teknolojik iletişim araçlarını çok etkin şekilde kullanan kürsel sermaye blokları çok daha güçlenerek tüm dünyaya nüfus etmektedir. Aynı zamanda etkin kullanılan kitle iletişim araçları, kapitalizmin etkinliğini, gücünü ve manevra kabiliyetini geliştirmekle beraber sistemi çok daha etkili kılmaktadır.

İçinde yaşadığımız çağ “dünya toplumu” veya” global(küresel) toplum” olarak adlandırtmaktadır. Küresel toplum kavramı, temel de iletişimsel bütünleşmenin bir sonucu olarak görüle bilmektedir. Bu bütünleşmede ki temel faktörlerin başında teknolojik temelli iletişim ve enformasyon araçları gelmektedir. Günümüz insanı artık, tüm değerlerini, görüşlerini, kanaatlerini TV ve internet başta olmak üzere çeşitli enformasyon araçları aracılığıyla edinmektedir. Dolayısıyla küresel dünyada haberler, bilgiler, değerler vs. her şey bir anda değişime açık hale gelmiştir. Büyük bir hızla gelişen iletişim teknolojisi, zaman ve mekân kavramlarını da anlamsızlaştırmaktadır. Küresel ve ağsal yani insanları birbirlerine bağlayan etkileşime açık bırakan bu süreçte, kapitalist ekonomi hâkim rejim olarak kendini geçmişten günümüze kadar kabul ettirmiş durumdadır. Kapitalizmin sınır tanımaksızın uluslar arası düzeyde işçi ve işgücüne oranla daha üstün bir duruma geçmesi hiç şüphesiz yukarıda değinildiği gibi üretim, veri, sermaye ve enformasyonun çok rahat üretilmesi ve transfer edilmesi nedeniyledir.

Yapılan bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; kapitalizmin ilerleyişi ve dünyadaki hâkim ekonomik ve siyasal sistem olma sonucu doğrultusunda ülkelerin ulusal egemenliklerini aşındırması veya tehdit etmesi, kapitalizm ve çok uluslu şirketler perspektifinden ele alınarak değerlendirmeye gidilmiştir. İkinci bölümde ise, teknolojinin gelişmesiyle tüm dünyada önemi ve etkinliği artan kitle iletişim araçlarının kullanımı bu araçlara sahip olan sistemin enformasyonu nasıl ve ne amaçla ürettiğine dikkat çekilerek kültür emperyalizminin ortaya çıkması ve sonuçları üzerinde durulacaktır.

Yapılan çalışma kapitalizmin diğer ülkelerin hem sosyal- kültürel hem de politik-ekonomik gelişmelerinde ki etkisi, ulusal egemenliklerin ihlali ve kitle iletişim araçları ile toplumlara enformasyon sağlayıcıların kültürel emperyalizm hedeflerinin ortaya çıkartılması açısından önemli bir çalışmadır.


Hasan Yurdakul – Gazi Ünivesitesi
Gazetecilik ABD (Yüksek Lisans)

Tam Metin İndir (PDF)


 

Etiketler: / / / / / / / / /

Burs Başvurusu Akademik İlanlar ALES ALES Sonuçlar ALES Puan Hesaplama ALES Soruları YÖKDİL Nedir? YÖKDİL Puan Hesaplama YLSY Nedir? MEB Bursu