$ DOLAR → Alış: 3,56 / Satış: 3,57
€ EURO → Alış: 3,99 / Satış: 4,00

IŞİD ve PKK Kıskacında Türkiye

IŞİD ve PKK Kıskacında Türkiye
  • 425 kez okundu

Son günlerde ülkemizde cerayan eden terör olaylarının perde arkasında yatan ana sebep Türkiye’yi Suriye’deki savaşa aktif olarak dahil etme çabasıdır. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde gerçekleşen intihar saldırısında 32 vatandaşımızın can vermesiyle başlayan terörist saldırılar, Türkiye’nin iki düşmanı olduğunu kanıtlar nitelikte. 32 vatandaşın öldüğü saldırı sonrası bulgular saldırganın IŞİD/DAEŞ terör örgütüne mensup Abdurrahman Alagöz adlı terörist olduğu açıklanmıştı. Kobani/Ayn El Arap ilçesinde yaşanan çatışmalarda IŞİD’e karşı aktif olarak PY D başta olmak üzere Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, PKK, Özgür Suriye Ordusu ABD desteği ile zafer kazanmıştı. Özellikle Kürtlerin DAEŞ’e karşı zaferinde Türkiye’nin Kürt milislerin geçişine izin vermesi DAEŞ’in Türkiye’ye olan düşmanlığını arttırmıştı. Türkiye üzerinden DAEŞ’e katılım ve Türkiye’deki DAEŞ sempetizanlığı sorunları da eklenince DAEŞ, Türkiye üzerine gitmeye başladı. Yayınladığı fetvalar ve yazılarla Türkiye’nin özellikle Erdoğan’ın bir ‘Kürt Devleti’ kurulmasını desteklediğini iddia etti. Fakat görünürde böyle bir desteklenmenin olmadığı açık aksine Erdoğan’ın açıklamalarına bakacak olursak PKK, PYD ve DAEŞ terör örgütlerine bakışının aynı olduğu çok aşikardır. Hepsi terör örgütüdür yaklaşımı çok nettir.

 

Bastırılan Kürtler

Kobani’de sosyal hayatı canlandırma temelli toplanan  Sosyalist  Gençlik Dernekleri Federasyonu ve üyelerinin katledilmesi sonrası duyguları bastırılan Kürtlerin bir kısmı Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde sokağa çıkarak saldırının devlet eliyle kanlandırıldığını protesto ettiler. Ezilen bir halk kesimi olarak kendilerini tanımlayan Kürt kesim içerisindeki sömürgeci faşist güçlerin kuşatmasına karşı Kobani’yi tekrar inşa etme planı bombalı saldırıyla patlatıldı. Aslında patlayan bombadan daha mühim olan ardından patlayan bombalardı. Siyaset adamlarının açıklamaları, halkın tepkisi ve medya etkisi.. Bunlar sadece can almadı.

 

Ulusal Güvenlik Önlemleri

Öte yandan DAEŞ’in bu saldırısı sonrası başta ABD olmak üzere birçok devlet saldırıyı kınadı ve Türkiye’ye DAEŞ ile savaşması konusunda desteklerini dile getirdi. Türkiye’nin bu saldırı sonrası ulusal güvenlik bağlamında yaptıklarının zamanın geç kaldığı kanaati ağır basmaktadır. Türkiye’nin Suriye’deki savaşa müdahil olması ihtimali ülke içinde yadsınamaz bir güvenlik zaafını oluşturmuştur. Radikal İslamcı grupların DAEŞ desteği, PKK ve Kürt kesimin Çözüm Süreci’nden bıkkınlığı, DAEŞ’e giden yabancı(çoğunluğu Avrupa’dan giden) savaşçılar ülkedeki ulusal güvenlik önlemlerinin arttırılmasını gerektirse de yetkililer adeta bir saldırı olmasını bekledi. Suriye sınırına planlanan beton duvarın yapısal ve görünümsel olarak Berlin Duvarı’na benzemesi de DAEŞ’in tehlike boyutunu açıklar nitelikte.

 

Peki ya barış?

Terör örgütü DAEŞ’in Suruç katliamı sonrası yeteri kadar korunmadıkları ve hala bastırıldıkları düşünceleri ile sokağa çıkanlar ve HDP’li bazı yetkililerin kışkırtıcı konuşmaları ve PKK’lı teröristlerin açıklamaları sonrası sokakların vahşet yerine dönmesi hiç de iç açıcı bir durum değil. Diyarbakır’da evlerinde başlarına kurşun sıkılarak şehit edilen 2 polisimize karşı söyleyecek kelimemiz yok. PKK veya kin tutan, öc almak isteyen Kürtler saldırı sonrası polis şehit ederek anca uzun süredir devam eden sürece balta vurmuşlardır. Halkımız artık şehit vermekten bıktı. Bir nevi de alıştık. Askere giden hele de Karadeniz çocuğuysa evladımız şehit. Genellikle ‘Of’tan. Biz alıştık da analar?  Bir yandan sözde Müslüman bir terör örgütü diğer yandan saldırgan HDP- PKK ittifakı.. Ülkemizin bu iki taraf tarafından kıskaca alındığı ortadadır. Adeta Türkiye’nin Suriye veya bölgede daha etkin olma zamanı geldi diyenler var. E peki ya barışın zamanı ne zaman gelecek?

Etiketler: / / / / / / /

Burs Başvurusu Akademik İlanlar ALES ALES Sonuçlar ALES Puan Hesaplama ALES Soruları YÖKDİL Nedir? YÖKDİL Puan Hesaplama YLSY Nedir? MEB Bursu