$ DOLAR → Alış: 3,80 / Satış: 3,81
€ EURO → Alış: 4,04 / Satış: 4,06

Damga (Örselenmiş Kimliğin İdare Edilişi Üzerine Notlar) – Erving Goffman

Damga (Örselenmiş Kimliğin İdare Edilişi Üzerine Notlar) – Erving Goffman
  • 538 kez okundu

Gündelik hayatta hepimiz çeşitli rollere bürünürüz yaptığımız bu çetrefilli iş aslında hayatımızı içinden çıkılmaz bir labirente çevirir. Etrafımıza baktığımızda beynimiz etiketlemeye yönelik çalışmaya başlar ve insanları kategorize etmeyi toplumda olduğu gibi içleştirmiş duruma geliriz. Tüm bu süreci çocukluğumuzdan itibaren yaşadığımız ve alışkanlık edindiğimiz için sorgulamak aklımıza gelmez. Sahi neden damgalama gereği duyarız? Aslında yaptığımız en büyük hata bu etiketlemeyi bir sebep-sonuç ilişkisi olarak ele almak ve insanların toplumsal ya da fiziksel bozuklukları olduğu için etiketlediğimizi varsaymak. Goffman bizlerden biri gibi davranmayı bırakarak bu kurulu düzenin ardına bakmayı gerekli görmüştür ve gördükleri kendisini hayrete düşürdüğü gibi bizleri de hayrete düşürecektir. Goffman’ın bireylerin benliklerini oluşturmak için başvurduğu rol kavramı ve hayatı bir tiyatro sahnesi olarak kurguladığı dramaturjik teorisinin izlerini bu kitapta görebiliyoruz. Kendimizden uzaklaştırmaya çalıştığımız damga kavramı aslında bizim dışımızda olan bir gerçeklik değil. Damga benliğimizin bir parçası ve biz o parçayı daha çok dışsal olarak nitelendirmeyi tercih ediyoruz. Goffman aslında gözümüzün önünde olan sürekli baktığımız ama göremediğimiz bir gerçekliği bu eseriyle avucumuzun içine bırakıyor.

Kendimize benzeyenleri bulma yetisi bizim toplumun kabullendirdiği çerçevede nasıl hareket etmemiz gerektiğini kabullenmemiz ve uygulamaya geçmemizle ilgili bir ayrıştırmadır. Fakat bunu bilinçli olarak yapıp yapmadığımızdan çok neye göre yaptığımız daha önemlidir. Hepimizin sahip olduğu ve olabileceği özellikleri bazılarında daha görünür olarak gördüğümüz takdirde onu damgalı olarak addetmek yani insanoğlunun zayıflıklarını sadece bir gruba yönelikmiş gibi göstererek aradan sıyrılmaya yeltenmek… İnanın bu kanıya kitabı okumadan varamadığınız için vicdanınızı sorgulayacaksınız. Damgalılara karşı nasıl davranmanız gerektiği ya da onları daha iyi anlamanızı sağlayacak düşünceleri kitapta bulabilirsiniz fakat kitabın bunları anlatmayı kendine dert edinmediğini açıkça ifade etmeliyim. Goffman öncelikle içimizdeki damgalıyı bulmamızı sağlamaya yönelik yazmıştır. Bakmakla görmek arasındaki fark bizleri aslında kendi görmek istediğimizi görmemiz ve insanların bizi görmelerini istediğimiz gibi görüntüler vermeye çalışmamız gibi bir girdaba sokabilir. Kendimize ait olmayan benlikle yaşamak ve rollere bürülü hayatımızı kontrol etmenin verdiği yorgunluk sürekli peşimizde gezinen yanlış izlenim verme korkusuna dönüşebilir. Esas olarak toplum damgalılar ve normaller diye ayrışmaz aslında onlar bir bütünlük içerisindedir. Aralarındaki fark ise normal olarak gördüğümüzün aslında rolünü en iyi şekilde yaparak oscara aday bir oyunculuk sergilemesidir.

Damgalı olarak addedilenlerin aslında rollere bürünme zorluğu çekme sebepleri onların kendilerini normallerle kıyaslandığında daha fazla sahnede hissetmelerinden kaynaklanmaktadır. Damgalı olarak adlandırdığımız bireylerin sahne önü ve arkasını kullanma konusunda talihsiz olduklarını söyleyebiliriz. Ne yazık ki bu talihsizliğin onları damgalı bizi ise normal olarak göstermeye yettiği örneklere günlük hayatta çokça rastlamaktayız. Herhangi bir topluluk içinde damgalı olarak nitelendirdiğimiz birine denk geldiğimizde biz ya da çevremizdekilerden biri illaki damgalı olan bireye kendisini aciz ve zavallı hissettirmek zorunda mıdır? Mesela gözleri görmeyen bir insanı damgalarken günlük hayatta bakıp göremediğimiz onca şey olduğunu unuturuz ve rollerimizi en iyi şekilde oynadıkça bizim göremediğimiz durumların varlığını etrafımızdakilerden saklayabileceğimizi bildiğimiz için kendimize ait damgaları yok sayarız. Aslında bu durumun toplumun ortak bir paydası olduğunu biliriz fakat ucu hepimize dokunduğu için topluluk olarak sanki birbirimize söz vermişiz gibi bununla ilgili konuşmayız ve damgalı bireye yapılan bu adaletsizliğe göz yumarız.

Toplumsal değerler bir bireyi doğar doğmaz henüz kendisi farkında bile değilken damgalı olarak ilan edecek derecede belirlidir. Var olan yapıya damgalı olarak giren bireyin artık gelecek hayatını şekillendirmek adına rol yapması imkansızlaşır. Çünkü artık toplumun onu içine hapsettiği bir damgaya sahiptir. Goffman’ı ve bu eserini farklı kılan bu düzeni olduğu gibi kanıksamamasıdır. Goffman bu eseriyle bize oynadığımız rolleri kendimiz sanmaktan vazgeçmemiz ve kendi benliğimizi sorgulamamız için gözlerimizi açacak bir kapı aralamaktadır.

İşitme cihazına bağlı olan ya da tekerlekli sandalyesiz bir yere gidemeyen damgalılara bağımlı oldukları için sürekli acıyarak bakarız ve çoğu zaman bizim de onlardan farkımız olmadığını unuturuz. Burada sormamız gereken bize bunu unutturan şeyin ne olduğu sorusudur. Bize damgalı olduğumuzu unutturan şey nedir? Aslında bizler de günümüzde elimizdeki telefonlara ve internet ağlarına bağımlılıklarımızla acınacak haldeyiz. Fakat bunu çoğunlukta olan bir kitlenin eğilimi olarak gördüğümüz için acınacak ya da damgalanacak bir durum olarak henüz görmüyoruz. Bu çerçevede ele alırsak eserin bize damgalarımızı keşfetme cesareti verdiğini de söyleyebilirim. Goffman kitabında herhangi bir durumun her an damgaya dönüşebileceği konusunu da vurguluyor. Ayrıca damgayı empatiden uzak bir kavram olarak ele almamız gerektiğini düşünüyorum çünkü damga hepimizin deneyimlediği bir kavram olma özelliğini taşıyarak empatiye ihtiyaç duymayacaktır.

Eserin tüm damgalılar(hepiniz) tarafından okunması şiddetle tavsiyemdir. Özellikle sosyologların yorumlaması ve üzerinde tartışması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Eskiden ne düşündüklerini tahayyül bile edemediğim bireylere şimdi nasıl yaklaşmam gerektiğini daha iyi idrak etmek eserin bana kattığı çoğu şey arasından sadece bir tanesidir. Eserin en çarpıcı özelliği kitabı bitirdiğinizde damganın size ait bir şey olduğu hissine kendinizi kaptırmanızı sağlamasıdır. Goffman somut örnekler üzerinden hareket ederek damgaladıklarımızın iç dünyalarına bizi davet ediyor ve aramızdaki görünmez çizginin varlığını tartışmamıza mahal veriyor. Her gece başımızı yastığa koymadan önce yarınki rollerimizi planlamak bu eseri okuduktan ve Goffman’ın yazdıklarını anlamlandırdıktan sonra gerçekten zor olacak.  Kendi damgalarımızı keşfetmeye yöneltmesi ve damgalarımızla yüzleşmeye ikna etmesi eseri bambaşka bir düzeye taşıyor. Okuduktan sonra Aynaya baktığınızda bir damgalıyı görmeye başlayacağınız bir güne uyanacaksınız.

Türkçe Söyleyenler: Ş.Geniş-L.Ünsaldı-S.N. Ağırnaslı
2.Baskı Eylül 2014/ Ankara: Heretik Yayınları

Sibel Çakmak – Adanan Menderes Üniversitesi
Sosyoloji (Yüksek Lisans)

Tam Metin (PDF)


Etiketler: / / / / / /

www.academidea.com üzerindeki tüm içerikler telif hakkında tabidir. İçerik linki açık bir şekilde kaynak gösterilmeden paylaşılması durumunda hukuki işlem başlatma hakkını saklı tutar.