$ DOLAR → Alış: 3,81 / Satış: 3,83
€ EURO → Alış: 4,07 / Satış: 4,08

ABD ve İslamofobi Endüstrisi

ABD ve İslamofobi Endüstrisi
  • 540 kez okundu

Bugün İslamofobi nedir diye sorduğumuzda aklımızda oluşan ilk anlam; Müslümanlara karşı duyulan nefret, önyargı, düşmanlık ve korku gibi durumlar ve bunlardan hareketle aşağılayıcı, hakaret edici ve ayrımcı eylemleri karşılamaktadır. Müslümanlar ve İslam hakkında üretilen bu negatif anlam ve ayrımcılığın kalıcılığı için gösterilen çaba yeni fenomen olmuş bir ideoloji olarak tarafımca nitelendirilmektedir.

 

Günümüzde İslamofobi’nin miladı olarak çoğu yerde kabul gören 11 Eylül terör saldırısının aksine hem ABD, hem de Avrupa’da köklerinin eskilere indiği gözden kaçmamalıdır. Ancak 11 Eylül’ün bir kırılmaya neden olduğu açıktır. Soğuk Savaş sonrası dönemin daha çok dış tehdide dayalı “Yeşil Tehlike” söylemi yerini “iç tehdit olarak Militan İslam ile Müslüman nüfus bombası” söylemlerine bırakmıştır. ABD’de daha çok orta sınıf profesyonel kesime mensup Müslümanların sistemi içinden ele geçireceği iddiaları her çeşit yayıncılık kullanılarak işlenmeye başlanmıştır. Özellikle İsrailli çevreler hem mali hem de entelektüel olarak İslamofobi odaklı gayretlerin merkezinde yer almışlardır. ABD’de ve Avrupa’da hükümetlerin benimsediği ve genelde Müslümanları hedef alan güvenlikçi politikalar ve yasalar, bu ülke vatandaşlarında vahim bir tehlike ve tehditle karşı karşıya oldukları kanısını pekiştirmiş ve zaten var olan Müslüman aleyhtarı tepkileri güçlendirmiş ve yaygınlaştırmıştır. ABD’de milyonlarca doların döndüğü İslamofobi Endüstrisi’nin doğması ve bu sektörün özel şahısların/vakıfların kurduğu işbirliği ağı ve hükümetin yaratmış olduğu yeni güvenlik yapılanması ile devamlı çarklarının yağlanması, her daim güçlü bir İslamofobik söylem ve faaliyetlerin varlığını etkili kılmıştır. Politikacılar söylemleri ve politikaları ile İslamofobi’nin değirmenine su taşımışlardır. Ayrıca ABD’de İslamofobi, devletin dış müdahalelerini ve trilyonlarca dolara mal olan yeni güvenlik, istihbarat, sanayi karmaşasını meşrulaştırmada etkin bir rol oynadığı için, duruma göre hem açıkça pratiğe dökülmüş, hem desteklenmiş ve hem de teşvik edilmiştir. Farklı ülkelerdeki İslamofobik ögeler işbirliği ağları kurarak çabalarını uluslararası düzeyde sürdürür hale gelmişlerdir. Saydığımız unsurların etkisiyle artan İslamofobi giderek hemen hemen tüm Batı ülkelerinde ana akım bir hal almaya başlamıştır.

 

İslamofobi olgusu Batılı sosyal bilim çevrelerinde endişe ile karşılanıyor. Çünkü doğal bir süreç içinde gelişmeyen bu olgu milyonlarca doların döndüğü bir endüstri, bir Pazar ve bunu iş edinmiş aktörlerden oluşan bir dünya halini aldı. Çok yakın geçmişte Müslümanların Masumiyeti isimli film ve onun gibi onlarca yazılıp, çizilen, izletilen başta Hz. Muhammed’i hedef alan ve 1,5 milyar insana hakaret niteliğinde olan birçok yapıt tasarlandı.

 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Center for American Progress “Korku Şirketi: Amerika’da İslamofobi Ağının Kaynağı (2011)” ve “Nefret Üretmeye Çalışan İslamofobi Ağları (2015)” isimli yayımladığı iki raporda bu endüstrinin boyutlarının ne derece korkunç bir duruma geldiği ve nasıl manipülatif bir kampanya yürüttüğü ortaya konulmuştur.

 

Raporların genelinde de aktörler çok benzer olmakla beraber amaçlar ve kaygılar da örtüşür vaziyettedir. Kökleri sanıldığı kadar derin olmayan kendi içinde bağlantılı küçük ama bir o kadar da etkili bir grubun oluşturduğu bu endüstriye ilişkin 2011 raporunda kamuoyunu yanlış bilgilendiren ve yönlendiren, İslam karşıtı yayın yapan kişiler ve kurumlara 2002-2009 yılları arasında 42 milyar dolar bağış yapıldığı belirtiliyor. 2015 raporunda ise bu tarz kurum ve kuruluşlara yapılan yardımın 57 milyon dolara ulaştığından söz edilmektedir.

 

Amerika’da şiddet içeren aşırılıkların olduğu tüm dünya tarafından biliniyor. Okul baskınları, polis cinayetleri (ABD’de son 5 ayda 385 kişi polis tarafından öldürüldü.), son yaşanan Baltimore olayları bu anlamda tazeliğini koruyor. Ancak bu aşırılığı sadece Müslüman topluluklarla bağlantılı hale getirmek suretiyle toplumsal bir algı oluşturmak akıl kârı değil.

 

Birçok ayrımcı uygulamanın yapıldığı ABD’de en çok uygulanan yöntemler şunlardır: Camilere yönelik saldırılar ve inşa sürecinde çıkarılan zorluklar, hakaret ve tehdit içerikli mesajlar ve mektuplar, Kuran’a yönelik saldırılar, hakaret içerikli el ilanları dağıtmak, duvarlara hakaret içerikli yazılar yazmak ve gamalı haç çizmek, Müslümanlara sözlü ya da fiziki saldırıda bulunma, Müslümanlara iş bulma konusunda zorluk çıkarma ve sosyal medya başta olmak üzere ayrımcı söylemleri yaymak gibi faaliyetler gerçekleştirilmektedir.

 

Sonuç olarak İslamafobi Batı’da karşımıza çıkan sosyolojik bir gerçeklik konumundadır. 11 Eylül sonrası yaşanan kırılma ile ötekileşen İslam ve Müslümanlar bu konu nedeniyle zorluklarla karşılaşmaktadırlar. ABD’de de büyük bir İslamafobi Endüstrisi oluşmuş durumdadır. Yüksek miktarda maddi kaynakla beslenen bu kuruluşların toplumsal algıyı olumsuz yönde tetikledikleri açıktır. Son yıllarda hem toplum içinde, hem de siyasette hızla artan Müslümanların endişelenmesine neden olarak olan ayrımcılığın ve düşmanlığın başta ABD olmak üzere Batı dünyası tarafından sağduyu ile incelenmesi gerekmektedir.

Etiketler: / / / / / /

www.academidea.com üzerindeki tüm içerikler telif hakkında tabidir. İçerik linki açık bir şekilde kaynak gösterilmeden paylaşılması durumunda hukuki işlem başlatma hakkını saklı tutar.